ATATÜRK KÖŞESİ

 

 

 

"Benim fani vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar ve muzaffer olacaktır."

Mustafa Kemal Atatürk

 

 

İSTİKLAL  MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen alsancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül.. ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbin âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüdâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Rûhumun senden ilahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma' bedimin göğsüne na-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, Ilâhi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır rûh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!

Mehmet Akif Ersoy

 

 

ATATÜRK'ÜN TÜRK GENÇLİĞİNE HİTABESİ

Atatürk'ün Türk Gençliğine Hitabesi - Asıl Metin


Ey Türk Gençliği!
 

Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza
ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin,
en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum
etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün,
istiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye
atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini
düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette
tezahür edebilir. İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar,
bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
Cebren ve hile ile aziz vatanın kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine
girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil
işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim
olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet
ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi
menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet,
fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
 

Ey Türk istikbalinin evladı!
İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve
Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil
kanda mevcuttur.
 

Kemal Atatürk
Ankara, 20 Ekim 1927 

 

Atatürk'ün Türk Gençliğine Hitabesi - Yeni Türkçe

Ey Türk Gençliği!

Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuzluğa değin
korumak ve savunmaktır.

Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin en
değerli güven kaynağındır. Gelecekte de, yurt içinde ve dışında, seni bu
kaynaktan yoksun etmek isteyen kötücüller bulunacaktır. Bir gün,
bağımsızlığını ve cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan; ödeve atılmak
için, içinde bulunacağın durumun olanaklarını ve koşullarını
düşünmeyeceksin! Bu olanaklar ve koşullar çok elverişsiz olabilir.
Bağımsızlığına ve cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar, bütün dünyada
benzeri görülmedik bir utku kazanmış olabilirler. Zorla ve aldatıcı
düzenlerle sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış, bütün gemilikleri ele
geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesine düşman
girmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acıklı ve korkunç olmak üzere,
yurdunda, iş başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık içinde
olabilirler. Üstelik, hainlik de yapabilirler. Daha kötüsü, iş başında
bulunan kişiler, kendi çıkarlarını, yurduna girmiş olan düşmanların
siyasal erekleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde
ezgin ve bitkin düşmüş olabilir.

Ey Türk geleceğinin gençliği! 

İşte, bu ortam ve koşullar içinde bile ödevin, Türk bağımsızlığını ve
Cumhuriyetini kurtarmaktır! Bunun için gereken güç, damarlarındaki soylu
kanda vardır!

Kemal Atatürk

Ankara, 20 Ekim 1927

 

 

 

 

ATATÜRK'ÜN İLKELERİ
 



Cumhuriyetçilik:
Devletin siyasi rejim olarak cumhuriyeti benimsemesi Cumhuriyeti bir fazilet rejimi olarak tanımlama ve
değerlendirmesi demektir. Bir ülkede en üst otorite ve kuvvet devlete aittir. Her türlü yaptırım devlet tarafından
kullanılır. Egemenliğe dayanarak kullanılan hak ve yetkiler kime ait olacaktır. Bu soruya karşılık Atatürk "Egemenlik
kayıtsız şartsız milletindir" cevabını vermiştir.

Cumhuriyeti ilan eden Atatürk; demokratik cumhuriyetin ilkeleri olan tüm devrimleri gerçekleştirerek sistemi
oturtmuştur. Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sonsuza dek, çağdaş uygar devletler arasındaki yerini her zaman koruyacağım şu tarihi sözleriyle belirtmiştir: "Türkiye Cumhuriyeti, cihanda işgal ettiği mevkie layık olduğunu
eserleri ile ispat edecektir. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır. Benim fani vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar ve muzaffer olacaktır."

Halkçılık:
Bir milleti oluşturan, çeşitli mesleklerin ve toplumsal grupların içinde bulunan insanlara halk denir. Bu akımdan
halkçılık ilkesi hem cumhuriyetçilik hem de milliyetçilik ilkelerinin zorunlu bir sonucudur. Atatürk'e göre millet
ile halk aslında tek anlama gelmektedir. Halkçılık ise millet içindeki çeşitli insan gruplarının çıkarına ve yararına
bir siyaset izlenmesi, halkın kendi kendini yönetmeye alıştırılmasıdır.
Halkçılık, cumhuriyetçiliğin doğal bir sonucudur denildi ki, bu çok doğrudur. Cumhuriyet, halkın kendi yöneticilerini
kendi içinden seçmesi anlamına gelmektedir. Böylece cumhuriyet rejimi, bir halk rejimi olmaktadır. Aynı biçimde,
halkçılık, milliyetçiliğin de bir sonucudur. Millet halktan oluştuğuna göre, milliyetçilik, Türk halkının mutluluğu
için çalışmak, ortak geçmişe ve geleceğe halkla birlikte bağlanmak demektir. Atatürk, daha TBMM açılır açılmaz, yeni kurulan devletin bir halk devleti olduğunu belirten pek çok konuşmalar yapmıştır. Artık halk, bir kişi tarafından
yönetilmemekte, kendi kendini yönetmektedir.
Halkçılık ilkesinin uygulanması ayrıca, toplumda hiç kimsenin diğerinden üstün olmamasının, kanun önünde kesin
eşitliğin kabulü anlamına da gelmektedir. Gerçek halkçılıkta hiçbir toplumsal gruba, zümreye ayrıcalık tanınmaz. Halk her bakımdan birbirine eşit kimselerden oluşur. Bugün bazı rejimler halkı yalnız belli bir grup insandan ibaret
saymaktadırlar. Bu rejimlerin adı olan halk cumhuriyeti yanıltıcıdır. Çünkü sadece belli bir grup halkın devleti
anlamına gelmektedir. Gerçek budur. Ama Atatürkçü halk devletinin uzaktan yakından böyle bir anlam taşımadığı ve belirtmediği hemen söylenmelidir.
Atatürkçü halk devleti, Türk halkının tümünü, yani Türk milletini kapsamına alır. Böyle bir halkçılık anlayışı,
gerçek demokrasinin kurulması için gerekli olan ortamı en iyi biçimde hazırlar.

Laiklik:
Kemalist laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına gelmiyor, ayrıca dinin eğitim, kültürel
ve yasal konulardan da ayrılması anlamını taşıyordu. Laiklik, düşünce özgürlüğü ve kuruluşların dini düşünce ve dini
kuruluşların etkisinden bağımsız olmaları anlamına geliyordu. Böylece, Kemalist devrim ayrıca laik bir devrim idi.
Kemalist devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğer birçoğu ise laikliğe ulaşılmış
olması nedeniyle gerçekleştirilebilmiştir. Kemalist laiklik ilkesi Tanrı karşıtı bir ilke değildi. Bu akılcı ve dini
siyasettir dışında tutan bir ilke idi. Bu Kemalist ilke aydınlanmış İslam'a değil, çağdaşlığa karşı olan Müslümanlığa
karşısındaydı.

Devrimcilik:
Atatürk'ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de reformculuk veya devrimcilikti. Bu ilkenin anlamı
Türkiye'nin devrimler yaptığı ve geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlar ile değiştirmiş olduğu idi. Geleneksel
kavramların iptal edildiği ve modern kavramların benimsendiği anlamına geliyordu.Devrimcilik ilkesinin gösterdiği ana hedeflerden birisi Türkiye’nin çağdaş ulusların düzeyine çıkarılmasıdır. Atatürk bu konuda şunu söylüyor:
"Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimlerin amacı, Türkiye halkını, tamamen yeni ve bütün anlam ve biçimleriyle uygar bir sosyal toplum durumuna ulaştırmaktır. Devrimlerimizin asıl amacı budur."

Milliyetçilik:
Cumhuriyet devrimi ayrıca milliyetçi bir devrimdir. Bu milliyetçilik ırkçı bir yapıda değildir; yurtseverlikle
sınırlıdır. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesidir.
Bu milliyetçilik, tüm diğer ulusların bağımsızlık haklarına saygılıdır; sosyal içeriklidir; yalnızca anti -
emperyalist olmayıp, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine, gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine de karşıdır ve nihayet bu milliyetçilik Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır.

Devletçilik:
Kemal Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye'nin bir bütün olarak modernizasyonunun
ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, devletçilik ilkesinin de
devletin ülkenin genel ekonomik faaliyetlerini düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği alanlara veya özel
sektörün yetersiz kaldığı alanlara veya ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara yine devletin girmesi gerektiği
anlamında yorumlanmaktadır. Ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur.
 

 

 

 

 

 

ATATÜRK DEVRİMLERİ



Atatürk askeri bir dahi ve karizmatik bir lider olduğu ğibi, aynı zamanda büyük bir devrimcidi. O dönemde, Türkiye cumhuriyetinin çagdaş medeniyetler seviyesine ulaşabilmesi ve kültürel açıdan gelişmiş toplumların aktif bir üyesi olabilmesi için, modernize edilmesi çok önemliydi.
Mustafa Kemal ülkasindeki yaşamı modernize etmiştir.  Mustafa Kemal 1924 ile 1938 yılları arasında, insanların kurtuluşları ve hayatta kalabilmeleri için yaşamsal öneme sahip olan devrimleri hayata geçirmiştir.  Bu devrimler tüm Türk halkı tarafından olumlu ve coşku ile karşılanmıştı.
 

Harf Devrimi
Atatürk'ün gerçekleştirmiş olduğu en önemli devrimlerinden birisi, Arap alfabesinin kaldırılması ve Latin alfabesinin kabul edilmesi olmuştur. 3 Kasım 1928 tarihinde, yeni Türk Alfabesi kabul edilmiştir.
 

Kıyafet Devrimi
Kıyafet devrimi ile birlikte, kadınlar çarşaf giymekten vazgeçerek, modern kadın elbiseleri giymeye başladılar.  Erkekler ise fes yerine şapka giymeye başladılar.
 

Hukuk Sisteminin Laikleştirilmesi
1920 yılında kurulmuş olan yeni Türkiye Devletinin yeni bir hukuk sistemine ihtiyacı vardı.  Atatürk, Şeriat
Kanununun yerine İsviçre Medeni Kanununu getirmiş, o dönemde geçerli olan ceza yasasının yerine ise İtalyan Ceza Yasasını getirmiştir.  Türk Hukuk Sistemi ise tüm çağdaş gereksinimler çerçevesinde modernize edilmiştir.
 

Öğrenimin Laikleştirilmesi
19.Yüzyıl başlarına dek, Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde çeşitli eğitim sistemleri uygulanmaktadır. Atatürk İslami eğitim veren medrese sisteminin yeni toplumun ihtiyaçlarına cevap vermeyeceğini gördü.  Bu nedenle, batı modellerine benzeyen yeni bir eğitim sisteminin oluşturulması gerekliydi.  Böylece, mevcut sistem değiştirilerek 1933 yılında bir üniversite reformu gerçekleştirilmiştir.
 

Kadınlara Sağlanan Medeni Haklar
Atatürk Devrimleri ile birlikte, yüzyıllar boyunca ihmal edilmiş olan Türk kadınına yeni haklar tanınmıştır.  Böylece kabul edilmiş olan medeni kanun gereğince bundan böyle kadınlar da erkeklere tanınan haklara sahip olacaklar, resmi görevlere atanabilecekler, oy verme ve Millet Meclisine seçilebilme hakkına sahip olabileceklerdir.  Tek eşlilik ilkesi ve kadınlara tanınan eşit haklar, Türk toplumuna bir canlılık kazandırmıştır.
 

Atatürk'ün Türk Tarihi İle İlgili Çalışmaları
Kültürel alanda bir tür milliyetçilik anlamındaki yazı devrimi sonrasında, Atatürk tarih konusuna ağırlık verdi ve 1931 yılında Türk Tarih Kurumunu kurdu.  Burada, Türkiye Tarihi kapsamlı bir şekilde incelenmekte ve değerlendirilmektedir.  Bunun dışında,Yeni Takvim, Ağırlıklar ve Ölçüler, Tatiller ve soyadı Kanunu gibi diğer birçok devrimler de gerçekleştirilmiştir.  Bu konudaki bazı örnekler arasında 1924 Hafta Sonu Yasası, 1925 yılında Uluslararası Zaman ve Takvim Sistemi, 1926 Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu, 1933 Ölçü Sistemleri ve 1934 Sotadı Yasası sayılabilir.  1932 yılında Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen yasa gereğince Türkler soyadı aldılar ve Milletin liderini de ''Türklerin Babası''anlamına gelen Atatürk soyadı verildi.
 

 

 

 

 

 

 

 

ATATÜRK'ÜN 10.NCU YIL NUTKU

 

 



Türk Milleti!


Kurtuluş savaşına başladığımızın on beşinci yılındayız.  Bugün Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır.  Kutlu olsun.

Bu anda,büyük Türk milletinin bir ferdi olarak, bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.
 

Yurttaşlarım!
 

Az zamanda çok ve büyük işler yaptık.  Bu işlerin en büyüğü, temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir.  Bundaki muvaffakiyeti, Türk Milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak, azimkarane yürümesine borçluyuz.  Fakat yaptıklarımızı asla kafi göremeyiz, çünkü, daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz.  Yurdumuzu, dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız.  Milletimizi, en geniş, refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Milli kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.  Bunun için, bizce zaman ölçüsü, geçmiş asırların gevşetici zihniyetine
göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşümülmelidir.  Geçen zamana nispetle daha çok çalışacağız, daha az zamanda büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur.
Çünkü,Türk milletinin karekteri yüksektir, Türk milleti çalışkandır, Türk milleti zekidir.  Çünkü, Türk milleti
millibirlik ve beraberlikle güçlerini yenmesini bilmiştir.  Ve çünkü, Türk milletinin, yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir.  Şunu da ehemmiyetle tebarüzettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihi bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir.  Bunun içindir ki,milletimizin yüksek karekterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtri zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini ve milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür.  Türk milletine çok yakışan bu ülkü, onu, bütün beşeriyette, hakiki huzurun temini yolunda, kendine düşen medeni vazifeyi yapmakta muvaffak kılacaktır.
 

Büyük Türk Milleti!
 

Onbeş yıldan beri, giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vadeden çok sözlerimi işittin.  Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiç birinde milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım.  Bugün, aynı iman ve katiyatle söylüyorum ki, milli ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu, bütün medeni alem az zamanda bir kere daha tanıyacaktır.  Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile,atinin yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş doğacaktır.
 

Türk milleti!
 

Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle,saadetlerle, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.
 

Ne mutlu Türküm diyene!

Kemal Atatürk

 

 

 

 

 

 

ATATÜRK'ÜN HAYATI

 


Atatürk, Milli mücadele'de milli birliği temin eden eşsiz bir lider, muharebe meydanlarında efsanevi bir kumandan, devlet kuran büyük bir siyaset adamı, milletin çehresini değiştiren kudretli bir inkılapçıdır.  Bu vasıflarıyla, insanlık tarihinin tanıdığı en büyük adamlardan biri olduğuna hiç şüphe yoktur. Kahramanlık ve yüksek insanlık meziyetlerini, fikri ve hareketi kişiliğinde birleştirmiş bir liderdi. 

Mustafa Kemal 1881'de Selanik'te doğmuştur. Babası Ali Rıza efendi,annesi Zübeyde hanımdır.  Çocuk yaşta babasını kayıp eden Mustafa'yı annesi büyütmüştür.  Şemsi Efendi ilkokulunda başlayan öğretim hayatı, Asker'i Rüştiye, Manastır Askeri lisesi ve Harp Akademisini başarı ile geçmiş ayrıca Harp Akademisi'nden 1905'de genç bir kurmay yüzbaşı olarak mezun olmuştur.
Mustafa Kemal daha okul sıralarından itibaren yurt sorunları ile yakından ilgilenmiş ve bu nedenle Harp akademisinde okurken sorguya çekilmiş ve Suriye'ye sürülmüştür.  Mustafa Kemal'in askerlik hayatı cephelerde memlekete hizmetle geçmiştir.  İstanbul'da gericilerin meydana getirdiği 31 Mart Vakası üzerine İstanbul'a gönderilen Harekat Ordusunun başkanlığını yaptı.  13 Eylül 1911'de İtalyanların Trablusgarb'a taarruzları üzerine buraya giderek halktan kurulan düzenli kuvvetlerle çok sayıda İtalyan kuvvetlerini uzun süre durdurmayı başarmıştır.  Buradan Balkan Harbi'nin çıkması üzerine derhal yurda döndü. Daha sonra Sofya'ya ateşe militer olarak (Kıdemli Binbaşı) Mustafa Kemal memleketin kötüye gitmekte olduğunu devleti idare edenlere yazdı ise de sonuç alamadı.  Bu sırada 1nci Dünya Savaşı başlamış ve Osmanlı Devleti savaşa girmişti.  Mustafa Kemal cephede görev istedi
ve henüz kurulmamış 19ncu Tümen Komutanlığına tayin edildi. Çanakkale Savaşları başlamış ve Mustafa Kemal'de Tümeni'ni savaşa hazırlamıştı.  Arıburnu'na çıkarma yaparak Gelibolu'yu düşürmek, İstanbul'u ele geçirmek isteyen düşman, karşısında Mustafa Kemal'i buldu.  Anafartalar'da kıyıya çakılan düşman nihayet kurtuluşu Çanakkale'den kaçmakta buldu. 1 Nisan 1915'de bu başarılan sonucu albay olan Mustafa Kemal 2nci Ordu Komutanlığına
atandı.  Kısa zamanda Muş ve Bitlis'i Ruslardan kurtararak tuğgeneralliğe yukseldi.
Türk ordusu yurt sınırlarında ve yurtdışında Galiçya'da,Romanya'da ve Kanal'da başarıyla savaşlar veriyordu.  Fakat kuvetlerimize Almanlar kendi menfaatlarına kullanmaya çalışıyor ve Mustafa Kemal Paşa bunlarla mücadele ediyordu.  Mustafa Kemal Paşa daha sonra 7'nci Kolordu ve Yıldırım Orduları Komutanı olarak Türk Kuvvetlerini geri çekmeyi başardı.  Müttefiklerimiz savaşa son verdiklerini Osmanlı Devleti de bunlara uyduğundan Mustafa Kemal Paşa İstanbul'a döndü.  Bundan sonra Anadolu'nun yani Türk Ulus'unun kurtuluşuna karar veren Mustafa Kemal 3 üncü ordu müfettişi olarak 19 Mayıs 1919'da Samsun'a ayak bastı.  Bu sırada Osmanlı hükümeti Sevr
Antlaşması'nı imzalamış ve düşmanlar Anadolu'yu taksim ve işgal etmiş, ordu terhis edilmiş ve silahlarına el konulmuştu.  Kısa zamanda Erzurum ve Sivas Kongrelerini yaptı, komutanlarla irtibat kurdu.  Büyük Millet Meclisi'ni toplayarak Anadolu'da milletin bir ferdi olarak kurtuluş savaşına başladı. İçte isyanları bastırıp birliği kurdu ve 10 Ocak 1921'de Birinci İnönü,1Nisan 1921'de İkinci İnönü,19 Eylül 1921'de Sakarya Savaşları'nı kazanarak Yunan Ordusunun gücünü kırdı.  Mustafa Kemal Paşa Sakarya Meydan Savaşı'ndan sonra gazi ünvanını ve mareşal rütbesini Büyük Millet Meclisinden aldı.  26 Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruzla Yunan Ordusu'nu bozguna uğrattı ve 30 Ağustıs 1922'de Başkomutanlık Meydan Savaşı ile Yunanlıları imha etti.  Artık vatan kurtulmuştu.  Bundan sonra sulh yapıldı ve Gazi Mustafa Kemal 29 Ekim 1923'de Türkiye Cumhuriyetini kurdu.  İlk Cumhurbaşkanı seçildi. Kurtarıcı gazi Mustafa Kemal Atatürk 15 yıl devlet başkanı olarak yurdun kalkınmasına ve milletin batı uygarlık düzeyine çıkartılmasına çalıştı.  Yurdun her köşesine yollar, demiryolları yapıldı, fabrikalar kuruldu, okullar yapıldı ve büyük örnek çiftlikler kuruldu.  Halifelik kaldırıldı, harf devrimi yapıldı, fes atıldı, medeni kanun kabul edildi, kadınlara haklar tanındı.Medrese, tekke ve zaviye gibi gerici, cahil tembel yuvaları kapatıldı.  Onların yerine modern okullar açıldı. Yediden yetmişe bütün yurttaşlar halk okullarında okuma yazma öğrenmeye başladılar.  Memleket hızla kalkınıyor fakat bu hudutsuz çalışmalar büyük kurtarıcı Atatürk'ün sağlığını bozuyordu.                                  

Atatürk, Hatay'ın anayurda katılması için çalışıyordu, hastalığı çok ilerledi, kurtuluş ümidi yoktu.  Fakat hiç kimse ölümü büyük Atatürk'ümüze yakıştıramıyordu. Gemlik ve Bursa gezileri esnasında Atatürk soğuk almıştı. Tedavi olmak ve dinlenmek üzere İstanbul'a geri döndü.  Ama ne yazık ki Atatürk çok ciddi bir şekilde hastalanmıştı.  Nihayet o kara gün geldi. 10 Kasım 1938 günü saat 9'u 5 geçe Atatürk vefat etti.  Buna hiç kimse inanmadı.  Ama Atatürk İnsanların gözünde ölümsüzlük kazandı.  Çünkü büyük ata ve onun ölmez eserleri içimizde taşıyor ve
dünya var oldukçada yaşayacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

ATATÜRK'ÜN AİLESİ

 

 

Mustafa Kemal'in annesi Zübeyde Hanım Mustafa Kemal'in babası Ali Rıza Efendi
Mustafa Kemal'in Selânik'teki evi Mustafa Kemal, annesi Zübeyde Hanım ve kız kardeşi Makbule (Atadan) ile (1905)
Atatürk'ün eşi, Lâtife Hanım Atatürk'ün, kız kardeşi
TBMM Başkanı Gazi Mustafa Kemal ve Ali Fethi (Okyar), Çankaya Köşkü bahçesinde, eşleriyle birlikte (1923) Atatürk'ün nüfus cüzdanı

 

 

 

ASKER ATATÜRK



1. Harp dehasıdır:  1911 - 1912 Osmanlı -İtalyan Trablusgarp Harbinde, 1915'te Çanakkale'de, 1916'da
Kafkaslarda,1918'de Bitlis ve Muş'u geri alışında, Kurtuluş Savaşında ve Başkomutanlık Meydan Muharebesinde destan yazmıştır.  Katıldığı tüm savaşları kazanmıştır.


2. Mesleğine aşıktır: Mesleğinin iyi bir öğreticisi idi.  Her alanda olduğu gibi askerlik mesleğinde de eğitım ve
öğretime önem vermiş birliklerine başöğretmenlik yapmıştır.


3. İnisiyatif sahibidir: İnisiyatif ; bütün rütbe sahiplerinin durumun gereğine göre bizzat düşünüp karar alarak
kendiliğinden tedbir alma, kendiliğinden iş görmesi demektir.
İnisiyatifi bilgiye dayanır. O dönemdeki talimnamelerin esaslarını uygulamış ve onları aşarak düşünceleriyle geliştirmiştir. Çanakkale Anafartalar muharebesinde kritik durum karşısında emir beklemeden 57nci alaya vermiş olduğu taarruz emri güzel bir örnektir.


4. Cesuır ve atılgandır: Cesareti ölçüye ve bilgiye dayanmaktadır.En buhranlı anlarda cesaret ve soğukkanlılığıyla
ulusuna umut ve güven vermiştir.


5. Kararlıdır:  Çabuk ve yerinde karar vermede eşsizdi.Verdigi karalar bilinçli ve gerçeğe dayalıdır. Başkomutanlık meydan muharebesi gerçekci ve yerinde karar vermenin eşsiz örneğidir.
 

6. Askerini iyi tanır: Atatürk Türk Askeri için şunları söylemiştir;
Dünyanın hiç ordusunda yüreği seninkimden daha sağlam bir askere rastlanmamıştır.  Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Kanaatinle, imanınla, itaatinle, hiçbir korkunun yıldırmadığı demir gibi temiz kalbinle düşmanı sonunda alt eden büyük gayret için minnet ve şükranımı söylemeyi kendime en değerli bir borç bilirim.
 



 

Mustafa Kemal Çağdaş Türkiye'yi Nasıl Kurdu


                        

Saltanatı kaldırarak, hakimiyet mıllete geçti.  01 Kasım 1922
Cumhuriyet ilan edildi. 29 Ekim 1923
Laik devlete doğru bir adım atıldı.(Şeriye ve evkaf vekaletleri kaldırıldı) Mart 1924
Genel Kurmay Başkanlığı hükümet ve siyaset dışına çıkarıldı. 01 Mart 1924

Eğitimde birlik sağlandı.

(Tevhid-i Tedrisat Kanunu Kabulü)

03 Mart 1924
Bu kanunla birlikte cehalet ve miskinlik yuvası haline dönmüş olan medreseler kapatıldı. 03 Mart 1924
Halifelik kaldırıldı. 03 Mart 1924
Yeni Türk Anayasası kabul edildi. 20 Nisan 1924
Fes,külah,sarıkları çıkarıp şapka giydik. 25 Kasım 1925
Tekke ve zaviyeler kapatıldı.  30 Kasım 1925
Milletlerarası saat ve takvimin kabulü.  26 Aralık 1925
Hukuk düzenimiz çağdaşlaştı,Medeni Kanun kabul edildi. 17 Şubat 1926
Yeni Yürk Ceza Kanunu kabul edildi. 01 Mart 1926
Borçlar kanunu kabul edildi. 22 Nisan 1926
Milletlerarası rakamlar kabul edildi. 24 Mayıs 1926
Millet mektepleri açıldı. 28 Mayıs 1928

Okumak yazmak kolaylaştı.

(yeni Türk harfleri kabul edildi)

 
 İcra ve İflas Kanununun kabulü. 24 Nisan 1929
Deniz Ticaret Kanununun kabulü. 15 Mayıs 1929
Belediye seçimlerinde Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanındı. 03 Nisan 1930
Türk tarihi tetkik cemiyeti kuruldu. 12 Nisan 1931
Halkevlerinin açılması. 19 Şubat 1932
Türk Dil Kurumunun kuruluşu. 12 Temmuz 1932
İstanbul Ünıversitesi'nin kurulması ile ilgili kanun 31 Mayıs 1933
Soyadı kanunu kabulü.  21Haziran 1934
Din adamlarının cami, kilise, havra ve ibadetler dışında dini kılık kıyafet ve kisve tartışmaları
yasaklandı.
03 Aralık 1934
Türk kadınına milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanındı. 05 Aralık 1934
Sosyal güvenlik ve sosyal haklar için bir adım. İş kanunu kabul edildi. 08 Haziran 1936


 

 

DÜNYANIN GÖZÜNDE ATATÜRK



1.''Atatürk adı insana bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi başarılarını,Türk ulusuna ilham veren önderliğini modern dünyayı anlayışındaki ileri görüşlülüğü ve bir askeri önder olarak kudret ve cesaretini hatırlamaktadır. Şüphesiz ki Türkiye Cumhuriyeti'nin doğuşu ve o zamandan beri Atatürk'ün ve Türkiye'nin giriştiği devrimler kadar bir ulusun kendisine olan güvenini daha büyük başarı ile belirten bir başka örnek gösterilemez.''

John F.Kennedy
ABD Eski Başkanı (1963)


2.''Bir ulusun hayatında bu kadar az sürede bu denli kökten değişiklik pek seyrek gerçekleşir.  Bu olağanüstü işleri
yapanlar, hiç kuşkusuz kelimenin tam anlamıyla büyük adam niteliğine hak kazanmıştır. Bundan dolayı Türkiye
övünebilir.''

Eleftherios Venizelos
Yunanistan Eski Başbakanı (1933)


3.''Atatürk'ün Türk dili devrimini gerçekleştirmesi ve dinle siyaseti birbirinden ayırarak Türk toplumunun
modernleşmesini sağlamak yolundaki çabalarına karşı büyük bir hayranlık duymaktayız.''

Hayato İkeda
Japonya Eski Başbakanı (1963)


4.''Savaşta Türkiye'yi kurtaran,savaştan sonra da Türk ulusunu yeniden dirilten Atatürk'ün ölümü, yalnız yurdu için
değil, Avrupa için de büyük kayıptır.  Her sınıf halkın onun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahramana ve modern Türkiye'nin atasına layık bir tezahürden başka bir şey değildir.''

Wınston Churchııl
İngiltere Eski Başbakanı (1938)


5.''Atatürk başı dumanlı doruklarda yüce bir dağ tepesidir. Siz ona taklaştıkça o irtifa alır ve aranızdaki mesafe
ebediyen baki kalır.  Devirlerinde büyük gözüken, zamanla küçülen benzerlerinden farkı budur ve böyle kalacaktır.''

Arriba Gazetesi
Lizbon (26 Aralık 1938)


6.''Atatürk,bütün Asya kıtasının gururudur.  Dünyanın en eski malum kıtasında,cihanın istikametini değiştirecek çapta insanların artık yetişmeyeceği kanaatinin yaygınlaştığı günümüzde o büyük bir milletin bağrından çıktı ve bu
nazariyeyi iflas ettirdi.O,bütün Asya kıtasının atasıdır.''

Çin.Tehang Yang Ve Pan Gazetesi
Vatan (10 Kasım 1938)


7.(Ankara anlaşmasını imzalaması sebebiyle kendisine, ''Bizi arkadan vurdu dağ başındaki haydutlarla, Mustafa
Kemalcilerle anlaştı'' diyenlere Fransız meclisinde verdiği karşılıkta), ''Dağ başındaki haydutlar diye isimlendirdiğimiz kahraman Mustafa Kemal ve onun bütün askerleri burada olsalardı, teker teker hepsinin heykellerini dikerdik, böylesine kahraman bir ulusla anlaşma imzalamaktan gurur duyuyorum.''

Aristid Briand
Fransa Eski Başbakanı (1921)


8.''Çevresinde maneviyatı bozulmuş kimseler ya İngiltere'nin himayesini yahut Amerika mandasını istemeyi düşünüyordu.  Mustafa Kemal onlara: -''Hayır'' dedi, Verilecek tek bir karar vardır, o da milli hakimiyet esasına dayanan kayıtsız ve şartsız istiklal sahibi bir Türk devleti kurmaktır.''
''Ya İstiklal ya ölüm.''

Edouard Heriot
Fransa Eski Başbakanı


9.''Derin zekası, çevresindekilere verdiği örnekler sayesinde bir ulus yarattı.  Mustafa Kemal, hem yeni Türkiye'yi
tasarlayan beyin, hem onu yoğurup meyana getiren bilek olmuştur.  Bu ülkenin yaratıcısı da, yenileyicisi de odur.

Charles De Chamrun
Fransa Eski Büyükelçisi


10.''Batıda ihtilal ve devrimlerin yavaş yavaş elde ettiklerini Atatürk'ün ülkesi birden bire kazandı ve Türk
hayatında o kadar derin izler bıraktı ki, batıdakilerde bu, ancak yüzyılda erişilebilecek bir başarı idi.''

Dr.Fekete Lajos
Macar Profesör


11.''Padişahların gösterişini, halifeliğin çekiciliğini umursamayıp bakışlarını orduların bel kemiği olan Anadolu
çiftçisine, sevgiye yöneltti.

Time Gazetesi
İngiltere
 

 

KURULMUŞ TÜRK DEVLETİ VE YIKILIŞ NEDENLERİ

 

1. Büyük Hun İmparatorluğu (M.Ö.204-M.S.216) - Çinlilerin kışkırtmaları ve tahrikleri sonucu ikiye ayrılan Hunlar birbirlerine karşı savaşmaktan güçsüz düşüp kolayca yıkılşmışlardır.

2. Batı Hun İmparatorluğu (M.S.48-M.S.216) - Çinlilerin entrikaları sonucunda yıkılmıştır.

3. Avrupa Hun İmparatorluğu (M.S.375-M.S454) - Baba,oğul ve kardeş kavgaları nedeniyle yıkılmıştır.

4. Akhun İmparatorluğu (M.S.420-M.S.462) - İç ayaklanmalar ve komşu devletlerle yapılan savaşlar sonucunda zayıflayıp yıkılmıştır.

5. Göktürk Devleti (M.S.552-M.S.743) - Çinlilerin kışkırtmaları sonucunda çıkan iç ayaklanmalarda ikiye bölünüp yıkılmışlardır.

6. Avar İmparatorluğu (M.S.565-M.S.803) - Yönetimi altındaki milletlerin ayaklanmaları ve diğer devletlerle yapılan savaşlar neticesinde yıkılmışlardır.

7. Hazar İmparatorluğu (M.S.651-M.S.893) - Rusların ve Arapların saldırıları sonucunda yıkılmışlardır.

8. Uygur Devleti (M.S.744-M.S.1335) - Çinlilerin tahrikleri sonucu çıkan ayaklanmalar ve iktidar mücadelesi sonucu yıkılmışlardır.

9. Karahanlı Devleti (M.S.940-M.S.1212) - Kardeşler arasındaki taht kavgaları nedeni ile yıkılmıştır.

10. Gazne Devleti (M.S.963-M.S.1183) - Selçuklular karşısında Dandanakan Savaşını kaybetmeleri ve kardeş kavgaları nedeniyle yıkılmıştır.

11. Büyük Selçuklu İmparatorluğu (M.S.1040-M.S.1147) - Anadolu'yu Türk vatanı haline getiren Büyük Selçuklular Tuğrul ve Çağrı Beyler tarafından kurulmuş.  Kardeşlerin taht kavgaları ve çıkan ayaklanmalar sebebiyle yıkılmıştır.

12. Harzemşahlar Devleti (M.S.1097-M.S.1231) - Ceyhun nehrinin Aral gölüne döküldüğü delta bölgesinde 11nci yüzyılda Büyük Selçuklu Devletinde görev yapan Anustigin tarafından kuruldu. Moğollarla M.S.1200-1220 yılları arsında süren savaşlar nedeni ile yıkıldı.

13. Altınordu Devleti (M.S.1236-M.S.1502) - Moğolların saldırıları ve Han oğulları arasındaki taht kavgaları sonucunda zayıflamış ve Ruslar tarafından yıkılmıştır.

14. Büyük Timur İmparatorluğu (M.S.1370-M.S.1507) - Hanım oğulları arasındaki taht mücadelesi ve Beybaniler Devletinin saldırıları sonucu yıkılmıştır.

15. Babür Devleti (M.S.1526-M.S.1858) - Devlet içinde güçlü bir örgütlenmenin olmaması ve İngiliz saldırıları yıkılmasına sebep olmuştur.

16. Osmanlı İmparatorluğu (M.S.1299-M.S.1922) -

İç Nedenler:

1. Din işleriyle devlet işlerinin birbirine karıştırılması.

2. Batı devletleri, karanlık çağdan çıkıp aydınlık çağa yani bilimin, ilmin öne çıktığı çağa ulaşmışken Osmanlı Devletinin bilim ve teknolojiden uzak kalması.

3. Ekonomik ve mali durumun bozulması, ekonomik güçlenmeyi ve diğer Avrupa devletleriyle rekabet
ortamını sağlayacak yapının olmaması.

4. Ordudaki disiplinin bozulması, eğitimsizlik ve harp silah araçlarında yeniliklerin takip edilmemesi.

5. Devlet adamlarının iyi yetişmemiş olmaları.

Dış Nedenler: 

1. Dili, dini ve adetleri özgür bırakılan özellikle Hıristiyan halkların Fransız İhtilalinden etkilenip ayaklanması ve
imparatorluktan ayrılması.

2. Gelişmeye başlayan Avrupa ülkelerinin sömürge toprakları elde etmek için Osmanlı devleti ile mücadele etmeleri.

3. Rusların tarihi emelleri olan İstanbul, boğazlar ve Akdeniz'e hakim olmak için yayılmacı politikaları.
 

 

 

ANITKABİR

 

Türkiye cumhuriyeti devletinin kurucusu ve 20.yüzyılın en büyük dehalarından biri olan ulu önder Mustafa Kemal
Atatürk'ün aziz toprakları simgeliyen anıtlaşmış yüreginin yattığı kabirdir.

Atatürk'ün 10 kasım 1938 de ölümü ile ulu önder'e yakışır bir anıt mezar yapılması için çalışmalar başladı. Ve bu arada geçici bir süre için Atamız Ankara Etnografya müzesinde kaldı.  Anıt mezar için, öncelikle bir yer seçimi gerekmekteydi.  6 Aralık 1938'de oluşturulan bir komisyon Ankara'da sekiz ayrı noktayı İnşaat yeri olarak belirledi.  Çankaya Atatürk'ün en çok sevdigi yer idi.  Mühendis Mithat Aydın'ın önerisi ile o yıllarda üzerinde meteoroloji istasyonu olduğu için Rasattepe olarak adlandırılan alanı mezar yeri uygun bulundu. Yapımına başlanılan Anıtkabir 9 Kasım 1953 tarihinde bitirildi.  Tam onbeş yıl sonra sevgili Atamız 10 Kasım 1953 tarihinde Ankara Etnografya müzesinden alınarak ebedi istirahatğahı olan Anıtkabir'e taşındı.

Anıtkabir'e ormanlık bir alan içerisindaki çicekli yoldan geçerek, 26 basamaklı geniş merdivenlerden çıkarken
Hürriyet ve İstiklal kulelerinin önündeki, Heykel gurpları görünmeye başlar.  Kuleler ve heykellerin bitiminde beliren 262 metre uzunluğundaki traverten döşeli, Aslanlı yol görünür.  Hüseyin Özkan tarafından yapılmış olan aslanlar, süküneti, kuvveti ve koruyuculuğu simgelerdir.

Anıtkabir üç bölümden oluşmaktadır. Aslanlı yol, Tören meydanı ve Mozole'dir. Mozolenin içinde bulunduğu şeref Holü'nden çıkışta, 33,5 metre boyundaki bayrak direği ile Anıt kabirin görkemli kuleleri belirir.  Bu kuleler, ulusumuzun ve devletimizin var oluşunda büyük etkileri olan kavramları temsil eden kulelerdir.Mehmetçik, Müdafaa-i Hukuk, Zafer, Barış, 23 Nisan, Misak-ı Milli, İnkılap ve Cumhurriyet kuleleri olarak adlandırılmıştır.  Anıtkabirin en önemli bölümü ise Mozolenin bulunduğu 20 metrelik dev sütunlar üzerine kurulmuş olan anıtsal Şeref Holü'dür.  Buraya 42 basamaklı olan 44 metre enindeki merdivenlerle çıkılır. Merdivenlerin orta kısmında Atamızın "Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir " sözlerinin yer aldığı Hitabet Kürsüsü bulunmaktadır.  Merdivenlerin bitiminde ise Şeref
Holü'ne ulaşılır.  Ulu önder Atatürk, Şeref Holü'nün altındaki bölümünde, yeşil ve altın renkli mozaiklerle kaplı
sekizgen odada bulunup, doğrudan kazılmış olan mezarda yatmaktadır.  Atatürk'ün pirinçten yapılmış mezarının
çevresinde 80 ilimizden ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinden getirilmiş yurt toprakları, yine piriçten yapılmış
kavanozlar içinde bulunmaktadır.  Resimi törenler için ise Şeref Holü'nde sembolik bir mezar yer almaktadır.  Ve törenler bu simgesel mezar önünde saygı duruşu şeklinde yapılmaktadır.

 

                      

                       Mozole                                                                            Şeref Holü

 

 

                             

                       Aslanlı Yol                                                                      Aslanlı Yol

 

 

Atatürk'ün asıl mezarı, tören yapılan simgesel mezarının altındaki mezar odasında bulunmaktadır.  Atatürk'ün pirinçten yapılmış mezarının çevresinde, 80 ilimizden ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden getirilmiş yurt toprakları, yine pirinçten kavanozlar içinde bulunmaktadır.

 

                       

Mustafa Kemal Atatürk ün Simgesel Mezarı                                 Mustafa Kemal Atatürk ün Asıl Mezarı

 

"Benim önemsiz gövdem elbet bir gün toprak olacaktır ancak Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek ayakta kalacaktır."

"Ben gerektiği zaman en büyük armağanım olmak üzere Türk ulusuna canımı vereceğim."

"İki Mustafa Kemal vardır : Biri ben; et ve kemikten, fani Mustafa Kemal. İkinci Mustafa Kemal'i 'ben'
sözcüğüyle ifade edemem. O, ben değil bizdir. O, ülkenin her köşesinde yeni düşünce, yeni yaşam ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ulusun içinde yaşattığı Mustafa Kemaller ülküsüdür. Ben onu simgeliyorum. O Mustafa Kemal sizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur. Herhangi bir tehlike anında ben ortaya çıktımsa beni bir Türk anası doğurmadı mı? Türk anaları daha nice Mustafa Kemal’ler doğurmayacaklar mı? Asıl güç ulusundur, benim değildir."
 

Mustafa Kemal Atatürk

------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bu sayfa Genel Kurmay websitesinden ve 58 inci Topçu Tugay Komutanlığı Atatürkçülük ve çağdaşlık dersleri yayını no:1 kaynağından yararlanarak hazırlanmıştır.

© DovizliAskerlik